Kapat

21 Eylül 2019 Bu Hafta Çıkan Kitaplar

Anasayfa
Yaşam 21 Eylül 2019 Bu Hafta Çıkan Kitaplar

Malum Eylül ayının gelmesi ile birlikte karanlık puslu havaların ve  kitapların tam zamanı. Al sıcacık kahveni, polarını ve kitabını evin en sevdiğin köşesine geç ve başla okumaya. Bir solukta bitirebileceğin bir kaç yeni çıkanlar listesi hazırladım sizler için. Kitap önerilerini sıklıkla paylaşacağım. İyi okumalar. Bol kütüphaneli günler dilerim.

Gelelim Listemize ;

1-) Zaman Aynasında Kadın : Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk Romanında Kadın Kimliği 1872-1936

Yazar : Melek Nur Özdoruk Durmuş

Tanzimat, yüzü Batı’ya dönük bir hayat tasavvuru noktasında önemli bir eşik iken, yansımaları günümüzde de hissedilen Doğu-Batı ikilemini beraberinde getirir. Ardından yaşanan süreçte siyasi ve toplumsal gelişmeler, romancıları sosyal meselelerden uzaklaştırırken diğer taraftan bakışların da tamamen Batı’ya çevrildiği görülür. Bunu izleyen Milli Mücadele dönemi ve asırların omuzlarında şaşaalı bir medeniyet ile hükümferma Osmanlı’nın hitam bulması, yeni filizlenen Cumhuriyet’in heyecanı, Türk romanının tematik seyrini belirleyen olaylardır. Bu bağlamda Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar yaşanan çok boyutlu değişimlerin tespitinde, kilit bir nokta olarak kadın kimliğinden bahsetmek zaruri görülmüştür.

Çalışmamız, 1872-1936 yılları arasında yayınlanan, kadın kimliğinin temsil kuvvetini nazara alarak seçtiğimiz eserler üzerine bina edilmiştir. Bilindiği gibi bu zaman aralığında, yakın dönem Türk tarihinin önemli dönüm noktaları mahfuzdur. Değişim ve dönüşüm, gündelik hayat pratiklerinden başlarken insanın ontolojik duruşuna uzanan bir seyre uzanır. Yüzünü artık Batı’ya çeviren bu duruş, yüzyıllardır beslendiği kaynaklarla olan rabıtasını zafiyete uğratmıştır. İncelememizde bireye ve topluma bakan temel konular üzerinden değişmekte olan bu hayat tasavvurunun kadın cephesi panoramik bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışmamızın edebiyat sosyolojisine uzanan ve kadın mercekli roman okumaları bağlamında bir bakış sunabileceği kanaatindeyiz.

2-) Unutmanın Genel Teorisi

Yazar: Eduardo Agualusa

Angola bağımsızlığını kazanmadan hemen önce, Ludo yaşadığı apartman dairesinin kapısına bir duvar örer. Burası onun otuz yıl boyunca ayrılmayacağı yuvasıdır artık. Terasında yetiştirdiği birkaç sebze ve yakaladığı güvercinlerle beslenir. Isınabilmek için kitapları, mobilyaları yakar. Ve evin duvarlarını kendi hikâyesiyle kaplar, satır satır işler yalnızlığını.

Ancak dış dünya bırakmaz Ludo’nun yakasını, yavaş yavaş sızar hayatına: Radyoda bir cızırtı, yan daireden bir ses, peşindekilerden kaçan bir adam, ayağına not bağlı bir güvercin. Ta ki bir gün küçük Sabalu, yan binaya kurulan inşaat iskelesine tırmanarak Ludo’nun terasına çıkana kadar…

Angola’nın bağımsızlık öyküsüyle birlikte akan Ludo’nun öyküsü bu, evinden dışarı çıkmayan bir kadının duvarlarında yankılanan gerçek bir hikâye.

3-) Leyla ile Mecnun

Yazar : Burak Aksak 

“Bir yanımız çöl bir yanımız deniz…”

 “Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir. Biz… Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum…”

Aynı gün aynı hastanede doğmalarıyla başladı her şey. Bir hayatın birden fazla kez yaşanabileceğinin ve yarım kalmış her hikâyenin tamamlanmaya muhtaç olduğunun bir kanıtıydı onlar. Peki Mecnun bu sefer Leylasına kavuşabilecek mi?  Yoksa yine çölde mi açacak gözlerini? Çünkü o çöl çaresiz âşıkların son durağıdır. Kavuşamayan âşıklar o çölde aralar sevdiğini, kavuşanlarsa emlakçı emlakçı dolanır dururlar, 2+1 kombili.

Yayınlandığı dönemde izleyicisini ekrana kilitleyen Leyla ile Mecnun, bu kez bambaşka bir hikâye ile sevenleriyle yeniden buluşuyor. Mecnun, İsmail Abi, Erdal Bakkal, Baba İskender, Yavuz Hırsız, Yedek Kamil, Gözlüklü Çocuk Kaan ve Aksakallı Dede bu kez bambaşka bir maceranın peşine düşüyor. O geminin geleceğine ilk günkü gibi inananların, sevdiği kızın gözlerinin içine bakarak ‘seni seviyorum’ diyemeyenlerin, kendi çölünde kaybolanların hikâyesi Leyla ile Mecnun Burak Aksak’ın kalemiyle yeni başlangıçlar için geri dönüyor.

4-) Yengeç Hayalleri

Yazar : Hüseyin Akyüz

Gecenin bir yarısı uyanıp hayatımın neye benzediğini düşünmeye başladım.

Dağ başına bırakılmış evcil bir hayvanın karanlık çökerken başına neler gelebileceği konusunda değişik hayaller yarattım, buna takıldım, o evcil hayvan ben oldum.

Yaban hırıltıların sardığı bir karanlıkta her şey benim başıma geldi.

Ünlü bir gitarist olma hayalleriyle İstanbul’a gelen Kerim, bir gece ortadan kaybolur. Onunla birlikte Beyoğlu’nun arka sokaklarında varla yok arasında bir yaşamı kabullenen kardeşi Tekin şaşkın ve üzgündür. Hayatındaki her şeyi artık kaybettiğini sanan genç adam bütün hayallerinin ve mutlu geçmişinin simgesi olarak gördüğü badem ağacını yakmasına neden olacak bir iç çöküntü yaşar.

Devlet zorbalığının mutlu aile yaşamlarını yıktığı yirmili yaşlardaki iki kardeşin çaresiz çırpınışlarını anlatan “Yengeç Hayalleri” Hüseyin Akyüz’ün abartısız bir duyarlılıkla yazdığı oldukça sürükleyici bir roman.

5-) Tutarsızlıklar

Yazar: Marcus Steinweg

Alman felsefeci Marcus Steinweg’i Aşikarlık Dehşeti: Sahte Kesinlikler’le tanıtmıştık sizlere. Steinweg ilk kitabında benimsediği yöntemin aynısını, arzudan cinselliğe, güncel sanattan eleştirel düşünceye, ahlaktan edebiyata uzanan çeşitli konularda toplamda yüz otuz altı başlığın yer aldığı Tutarsızlıklar’da da sürdürüyor. Fragmanlar, vecizeler, uzun tefekkürler ve notların içinden sarih bir felsefi konumun billurlarlaştığı bu kitap, içinde yaşadığımız gerçekliğin tutarsızlığını ifade eden ve kendi yapısıyla bizatihi ortaya koyan bir bakışı gözler önüne seriyor. Ne yerleşik yazma teamüllerine uyan ne de ucuz popülerliğin sularında kulaç atan Tutarsızlıklar, gücünü tam da yarıklarda dolanmasından alıyor.

“Kapitalizmin mevcut versiyonu tercih kapitalizmidir. Karar vermemek için tercihte bulunmak isteriz. Özne kendini sayısız seçenek karşısında bulur; onlar arasında bir tercihte bulunmak kapitalizmin özgürlük diye geçiştirdiği şeydir. Kapitalizmde özgürlük seçme özgürlüğüdür. Fakat karar, verili seçenekler sisteminden kopar. Decisio, olguların gerçekliğinin bir başka adı olan seçeneklerin dokusunu boylamasına keser. Bugün gerçeklik kendini bir seçenekler sistemi olarak sunuyor. Karar vermek ise verili seçenekler arasından tercihte bulunmamak anlamına gelir.”

Marcus Steinweg çekiçle felsefe yapıyor. Post-eleştirel çağda ihtiyacımız olan şey tam da bu. Ama gerek felsefi öncülleri derinden kavrayan gerekse güncel sanatçılarla hasbıhalde olan bu felsefe, ince notalara da basıyor. Şimdiki zamanın taşlı patikasında, Steinweg bize düşünmemizi sağlayacak ve yaşamamıza destek olacak bir sözdağarcığı sunuyor.

  • Hal Foster, Princeton Üniversitesi, sanat tarihi profesörü –

6-) Yürekten Düşen Damlalar

Yazar: Aydan Yıldız Güneş

Ey bahar topla çiçeklerini güllerini,
Artık dallar üstüne salma bülbüllerini,
Güneş sende yakma yeryüzünü gökyüzünü
İşte duyuluyor hazanın ayak sesleri
Zamanın geçmiş bırak yeşilin ellerini.
Sararan yapraklar sersin toprağa kendini
Çiçekler teslim etmiş yeryüzünde bendini.
İşte duyuluyor hazanın ayak sesleri

7-) Hayvan Müzesi

Yazar: Carlos Fonseca

Yirmi birinci yüzyılın beklenti ve heyecanla dolu arifesinde, Karayipli bir müze bilimci ünlü bir moda tasarımcısından bir davet alır: Ortak tutkuları olan hayvan dünyasındaki esrarengiz biçimler üzerine birlikte bir sergi açacaklardır. Ancak tuhaflıklarla dolu nice buluşmanın ardından proje silinip gider, tasarımcı genç kadın ortadan kaybolur, ta ki yedi yıl sonra müze bilimciye kadının ölüm haberiyle birlikte kendisine bırakılmış zarflar dolusu arşiv belgesi ulaşıncaya kadar.

Belgeleri inceledikçe tasarımcının gizemli aile tarihini deşifre eden ipuçları çıkar ortaya; Latin Amerika’nın tropikal ormanlarında güneye doğru yapılan siyasi bir hac yolculuğunun fonunda yıkımın doğal tarihi belirir. Farklı anlatıcıların farklı tarihlerde verdikleri bilgilerin peşinde polisiye bir kurguyla açılan roman, Subcomandante Marcos’tan W. G. Sebald’a, Marx’tan Walter Benjamin’e, Edward Hopper’dan Francis Alÿs’in yapıtlarına gizli açık göndermelerle okuru görünen ile gizlenen, yalan ile hakikat, hukuk ile adalet, sanat ile gerçek üzerine düşünmeye davet ediyor.

😎 Korku Vadisi : Sherlock Holmes

Yazar : Arthur Conan Doyle 

Sıradanlık kendini her şeyden üstün görür ama yetenek hemen dehâyı tanır.

Şifreli bir mesajla kendilerini bir bulmacanın içinde bulan Sherlock Holmes ve Doktor Watson, Scotland Yard’ın çözümsüz kaldığı dava için son umuttur. Evinde katledilen John Douglas’ı kimin öldürmek isteyebileceği konusunda çeşitli spekülasyonlar üretilirken Holmes, ezeli düşmanı Moriarty’nin yarattığı sır perdesinin ardındaki gerçeği, kimsenin fark etmediği ipuçları üzerinden keşfedecektir.

Sherlock Holmes serisinin son ve en ürpertici romanı olan Korku Vadisi’nde, İngiltere’nin esrarengiz malikânelerinden Amerika’nın maden ocaklarındaki suç örgütlerine sürükleneceğiniz soluk soluğa bir maceraya hazır olun.

9-) Seni Sana Geri Vereceğim

Yazar : Ayşe Aslı Bozdağ 

“Kendine, sana zarar verenlerden uzaklaşacak kadar saygı duy.”
Ne korkularımızı ne de çözümleyemediklerimizi dile getirebiliriz…
Taklit mi ediyoruz yoksa yaşıyor muyuz onu da bilemeyiz…
Kimdir aynada bize bakan, inancımız nedir, her şey miyiz hiçbir şey mi bir türlü çözemeyiz…
Boşanmak mı, terk etmek mi, ayrılmak mı zor gelir bize cevabını veremeyiz…
Hayat yanılarak, yanlış yaparak öğrendiğin bir yoldu.
Belki tenin teni konuşmadan anlayabileceği ilişkilereydi hasretin. Gittin.
Seksi bulmak kolaylaştıkça, aşkı bulmak zorlaşıyordu. Pes ettin.
Belki saygı ve sevgiyeydi özlemin. Vazgeçtin.
Affedemedin. Hayat işte. Üstesinden gelemedin.
Her ölüm birer ayrılıktı. Sen önce ölümü anlamayı es geçtin.
Halbuki ölmeyi öğrenirsen, yaşamayı öğrenirdin.
Fark edemedin. Fark edemezsen özgür değilsin.
Eğer özgür olmak istiyorsan şimdi yüzleşmelisin.

10-) Her Şeye Canını Sıkma Ey Gönül

Yazar : Uğur Koşar 

“kalbi vesveselerden arındırma ve zihni susturma sanatı”

İnsan her ne kadar bedeniyle sınırlı bir varlık gibi görünse de, dipsiz bir kuyu, hatta akıl almaz bir uçurumdur içi… Sınırlı bedeninde, sınırsız bir âlem yaşar ki, bu âlemi yaşanmaz hale getiren bir dolu vesveseyle boğuşur durur hayatı boyunca.

Gönül terbiyesinden geçmemiş olanlar için, vesvesenin neden olduğu cehennem, hem birtakım fiziksel ve ruhsal sıkıntılara yol açar, hem sınav yolundaki kıymetli deneyimleri anlamsız talihsizliklere dönüştürür.

Oysa vesvesenin doktoru olmak, insana şifa ve hidayet de versin diye indirilmiş olan Kuran’ın rehberliğiyle mümkündür.

“Zihnim hiç susmuyor.”
“Ne yaparsam yapayım hep içim daralıyor.”
“Sevdiklerimi kaybetme korkusu yaşıyorum.”
“Geleceğimden çok korkuyorum.”
“Küçücük şeyler bile aklıma takılıyor, içimi yiyor.”
“Nereye gidersem gideyim içimde hep bir huzursuzluk var.”
“En mutlu anımda bile kötü bir şey olacak endişesine kapılıyorum.”

İşte bütün bu vesveseler, hakkından gelinmediğinde insan hayatını cehenneme dönüştürebilecek kadar güçlü düşmanlar. Milyonlarca okurun içsel yolculuğuna uzun yıllardır rehberlik etmeye devam eden yazar Uğur Koşar’ın HER ŞEYE CANINI SIKMA EY GÖNÜL adlı bu kitabı, sınav yolunu cennete çevirmek niyetiyle kaleme alınmış, ilim, ilham ve bilgi dolu bir şifa kaynağı.


SON YAZILAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir